Yükleniyor
Tepe Görseli

Blog

Blog

Kategoriler

  • Gençlerin Gulyabanisi: ALES

    22.11.2015
    Eskiden şehir hayatında hafta sonları (antik çağlardan bahsetmiyorum, on-on beş yıl öncesinden söz ediyorum) ailenin birlikte geç kahvaltı yaptığı ve bir önceki haftanın değerlendirilip, bir sonraki hafta için için planların yapıldığı zaman dilimi idi. Şimdi işler değişti. Özellikle çocukların ve gençlerin hayatına okul dışı sınavlar sokulduktan sonra bu gelenek bitti. Neredeyse yıl boyu her hafta sonunda bir sınav var. TEOG, YGS ve bilmem ne. İşte bugün de gençlerin üzerine Gulyabani, Karakoncolos, İtbarak veya Hitrik gibi çöken ALES sınavı varmış. Onlar sınavda iken biz de biraz buna takılalım dedik. Neymiş ALES sınavı?...
  • Mozambik’ten Selam Getirdim

    08.11.2015
    Yıllarca önce ilk yurtdışı seyahatimi Libya’ya yapmıştım. Nasıl da heyecanlı idim. Belki heyecandan bindiğim uçağın (daha doğrusu teneke yığınının) ne olduğunu anlamamıştım bile. Uçaktaki servisi sorgulamak şöyle dursun, İngilizce bilmeyen Bulgar uçuş ekibinin neden Libya havayollarında çalıştığını bile dikkate değer bulmadım. Tabi ki bunların cevaplarını sonraki Libya yolculuklarımda bulmuştum. Fırsat olursa bir ara yazarım. Ardından yine bir diğer Kuzey Afrika ülkesi olan Mısır’a gittim hatta orada bir yıldan fazla yaşadım. Derken Afrika sanki alışkanlık yaptı kanımda. Mısır’da “Nil suyunu içen alışır, yeniden geri...
  • Bilim İnsanı Haysiyeti ve Üniversite Öğretim Üyeleri

    10.10.2015
    Üniversitelerin 2015-16 eğitim-öğretim yılının henüz başındayız ve gerçekten moral yükseltici haberler ile döneme başladık. Zamanlaması ilginç iki haber dikkatleri bir kere daha eğitime ve bilime çekti. Birincisi kuşkusuz “Ben Türküm, o kadar” diyerek kendisini ucuz tartışmalara malzeme etmeyen (Mardinli) bilim insanı Aziz Sancar’ın (twitter hesabımda “Sencer” yazmıştım özür dilerim) Nobel Kimya ödülüne layık görülmesi. İkinci haber ise Japonya’da Waseda Üniversitesi’nin Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına verdiği Fahri doktora. İlk öğreniminden üniversite öğrenimine kadar bütün eğitimini Türkiye’de tamamlamış ve...
  • Pul Mezarlığındaki Puldan Devletlerim

    11.09.2015
    Hani bazı sözler vardır henüz atasözü makamına terfi etmemişler ama aynı saygıyı görürüler. Kumdan saraylar, kartondan kaleler gibi. Bir de benden işitin. Puldan devletler. Pul deyip geçmeyin. Hangimizin hayatında yer etmedi ki. 19. yüzyılın ortalarında İngiltere’de ve Amerika’da ilk kullanıma girmiş sonra da yavaş yavaş yaygınlaşmış dünyada. Osmanlı da bu uygulamadan uzak duramadı ve 1863 yılında ilk pulu kullanmaya başladı. Mektup gönderme geleneğinin yazı kadar eski olduğu muhakkak. Başlangıçta krallar, devlet adamları ve tabii ki aristokratların yaptığı bu işin bedeli de onlar tarafından ödeniyordu. Nasılsa her mektubun...
  • Lastik Said Osmanlı KPSS’sini Anlatıyor

    04.09.2015
    Herkesin içinde bir Lastik Said vardır. Yaşadıklarımız, gördüklerimiz ve duyduklarımız karşısında lastik gibi gerilir, gerilir sonra geriye teper, kendimize zarar veririz. Lastik Said gibi usta olanlar ise gerildikçe işi hicve döker, hem rahatlar hem de aleme ayar verir. Lastik Said dedimse öyle hafife almayın. Devlet-i Aliye’nin pek çok dairesinde hizmet görmüş, kitaplar telif etmiş, gazetecilik yapmış, ikbal görmüş, dili belâsı sürgün yemiş meşhur Kemal Paşazade Said’ten (1848-1921) bahsediyorum (Hayat hikayesini hem İslam Ansiklopedisi’nde ve hem de bir makalede Mehmet Ali Beyhan yazmış. Merak edenler okusun). Burada onun bir...
  • Filistin Üzerine Bir Kitap ve Türkiye’de Bilgi-Siyaset İlişkisi

    30.08.2015
    Kavramı biz üretmesek de Ortadoğu’nun bizler için ne denli önemli ve vazgeçilmez olduğunu herkes bilir. Bu konudaki düşüncelerimi ORDAF’taki bir yazımda beyan etmiştim tekrara hacet yoktur. Bugünlerde bu coğrafyada hepimizi ilgilendiren Kürt Sorunu, diğer küçük azınlıkların geleceği ve büyük çoğunluğu tehdit eden IŞİD (DAEŞ mi demeliydim?) gibi yeni gelişmelere rağmen, bölgenin değişmeyen en büyük sorunu Filistin’dir. Sadece bölgenin değil, dünyanın en önemli meselesidir de. Olmayan ama hayal edilen dünya barışının da yumuşak karnıdır. Niye, niçin, neden? diye sormayın. Bu mesele dünyanın belki de yaşayan en eski sorunudur da....
  • 100 Yıl Önceki İstanbul Kütüphanelerine Ne Oldu?

    17.08.2015
    Kitaplar artık cepte dolaşıyor. Eski cep kitapları hemen aklınıza gelmesin. Dijital kitaplardan (e-book) bahsediyorum. Koca bir kütüphane cepte taşınabilir hale geldi. Peki ama kütüphanelere ne oldu, eski önemlerini kaybettiler mi? gibi kocaman sorular aklımıza gelmez mi? Bu soruya geri döneceğiz ama zaman kazanmak ve düşünmek babında önce bir iki girizgâh lazım. Aslında mesele kütüphaneler değil, başlı başına kitap -bir bilgi kaynağı olarak değilse de- bir nesne olarak değerini kaybetti. Baksanıza, değil cahil-cühela kurumlar, üniversitelerin bile aklına gelen son; ya da ilk fırsatta gözden çıkarılan şey kitap oluyor. Bizim fakültedeki...
  • Öğretmen Atamaları ve Sistemin Düşündürdükleri

    15.08.2015
    Yeni dönem öğretmen atamaları Eylül'de yapılacak. MEB yetkilileri, bu dönem en çok ihtiyaç duyulan alanları açıkladı ama bazı belirsizlikler var. Tarih öğretmeni adayları da haklı olarak bekleyiş içine girdi ve sosyal medyada seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Kuşkusuz bir bölümü de öğrencim olan bu adaylar yaptıkları çağrılarda benim de onları desteklememi istiyorlar. Destekliyorum. Elbette destekliyorum. Eğitimini tamamlamış üniversite mezunları bütün gençlerimizin en kısa zamanda üretime geçmelerini desteklememek mümkün mü? Gençler üretime geçmek istiyorsa bize desteklemek düşer ancak bu desteğin, bugün olmasa bile gelecekte...
  • Kahverengi Tabelalar: Zeus Sunağı, Şeytan Sofrası ve Behramkale

    04.08.2015
    Karayollarında sık sık karşımıza çıkan kahverengi levhalara karşı bir tutkum hatta saplantım var desem yeridir. İçten gelen bir arzu veya bir meslek hastalığı da denilebilir. Ama benim gibi daha niceleri var biliyorum. Biraz da insanın meçhulü merak etme dürtüsü herhalde, sürükler bu levhalar insanı bilinmez yerlere. Bazen bir dağın tepesine, bazen bir suyun başına, bir yatıra, bir katıra vs. Çok memnun olanlar gördük nihai menzilde, çok da asık suratlar. Kimi beklentisini bulmuş levhanın peşinde, kimi de umudunu yitirmiş. Bir de kaybolanlar var. Ülkemizde bunlardan çokça var maşallah. Aynı istikamette gitsem bile her seferinde acaba diyerek...
  • Firavun’un Hamamlarına Yolculuk

    04.08.2015
    Daha önceki bir yazımda Sina yarımadasına yaptığım geziyi anlatmıştım ama bu kısım “i’rabta mahalli yoktur” kabilinden derc edilmemişti. 80li yılların sonlarıydı. Mısır’da bugünden farklı bir hayat yoktu esasında. Herkes yaşamanın bir yolunu bulmuş, Mübarek de her türlü duadan (!) nasibini alıyordu. Ülkede pek çok guruplar ve fikirler kendi mahallelerinde mevcuttu ama bugünkü gibi çok belirgin bir ayrışma; hele hele Mübarek’in arada bir Ezher ulemasını toplayıp “mutatarrıf” (aşırı) guruplara karşı uyarması dışında görünen bir baskı yoktu. Tabii bazı dostlarımızın kazaen de olsa arada bir uğramak zorunda kaldıkları...